Bağlaçlar & Geçiş İfadeleri

YDS · YÖKDİL

Bağlaçlar & Geçiş İfadeleri Rehberi

İşleve göre gruplandırılmış 93 bağlaç. Filtrele, ara, örnek cümlelerle öğren ve mini testle pekiştir.

Zıtlık & Karşıtlık

15

İki zıt fikri bağlar (ama, rağmen, oysa).

however Zıtlık & Karşıtlık

ancak / fakat

Cümle başında, virgülle. İki bağımsız cümle arasında.

It was raining; however, we went out.

Yağmur yağıyordu; ancak yine de çıktık.

although Zıtlık & Karşıtlık

her ne kadar … olsa da

Bağımlı cümle başında, özne+fiil gelir.

Although he was tired, he kept working.

Yorgun olmasına rağmen çalışmaya devam etti.

though Zıtlık & Karşıtlık

gerçi / -e rağmen

Cümle başı veya sonu; konuşma dilinde sona da gelir.

She smiled, though she was upset.

Üzgün olmasına rağmen gülümsedi.

even though Zıtlık & Karşıtlık

her şeye rağmen

Although’dan daha vurgulu; özne+fiil ile.

Even though it cost a lot, he bought it.

Çok pahalı olmasına rağmen onu aldı.

despite Zıtlık & Karşıtlık

-e rağmen

İsim / -ing öncesi (cümle değil).

Despite the rain, the match continued.

Yağmura rağmen maç devam etti.

in spite of Zıtlık & Karşıtlık

-e rağmen

İsim / -ing öncesi; despite ile aynı.

In spite of his age, he runs daily.

Yaşına rağmen her gün koşar.

nevertheless Zıtlık & Karşıtlık

yine de / buna rağmen

Cümle başında, virgülle; resmi.

The plan was risky; nevertheless, it worked.

Plan riskliydi; yine de işe yaradı.

nonetheless Zıtlık & Karşıtlık

yine de

Nevertheless ile eş; resmi yazımda.

It was hard; nonetheless, she finished.

Zordu; yine de bitirdi.

whereas Zıtlık & Karşıtlık

oysa / halbuki

İki cümleyi karşılaştırarak bağlar.

He likes tea, whereas she prefers coffee.

O çay sever, oysa kadın kahveyi tercih eder.

while Zıtlık & Karşıtlık

oysa / -iken

Karşıtlık ya da eşzamanlılık bildirir.

While I agree, I have doubts.

Katılıyorum ama yine de şüphelerim var.

on the other hand Zıtlık & Karşıtlık

öte yandan / diğer taraftan

Cümle başında, iki seçeneği karşılaştırır.

It is cheap; on the other hand, it is fragile.

Ucuz; öte yandan kırılgan.

on the contrary Zıtlık & Karşıtlık

aksine / tam tersine

Önceki ifadeyi reddeder, cümle başında.

He is not lazy; on the contrary, he is diligent.

Tembel değil; aksine çok çalışkan.

conversely Zıtlık & Karşıtlık

tam tersine

Resmi; iki durumu ters çevirerek karşılaştırır.

Prices rose; conversely, demand fell.

Fiyatlar arttı; tersine talep düştü.

in contrast Zıtlık & Karşıtlık

bunun aksine

Cümle başında, önceki cümleyle zıtlık.

In contrast, the south is dry.

Bunun aksine, güney kurak.

yet Zıtlık & Karşıtlık

yine de / ama

Cümle başı veya bağlaç olarak; kısa zıtlık.

It is simple, yet effective.

Basit ama etkili.

Sebep & Gerekçe

11

Bir şeyin nedenini açıklar (çünkü, -dığı için).

because Sebep & Gerekçe

çünkü

Özne+fiil içeren sebep cümlesi başında.

She left because she was bored.

Sıkıldığı için ayrıldı.

since Sebep & Gerekçe

madem ki / -dığı için

Bilinen sebepte; cümle başında yaygın.

Since you are here, let us start.

Madem buradasın, başlayalım.

as Sebep & Gerekçe

-dığı için

Sebep bildirir; cümle başında.

As it was late, we stopped.

Geç olduğu için durduk.

because of Sebep & Gerekçe

-den dolayı

İsim / -ing öncesi.

The flight was delayed because of fog.

Uçuş sis yüzünden gecikti.

due to Sebep & Gerekçe

-den dolayı

İsim öncesi; çoğunlukla isimden sonra (be due to).

The delay was due to traffic.

Gecikme trafikten kaynaklandı.

owing to Sebep & Gerekçe

-den ötürü

İsim öncesi; due to ile eş, resmi.

Owing to the storm, schools closed.

Fırtına nedeniyle okullar kapandı.

on account of Sebep & Gerekçe

-den ötürü

İsim öncesi; resmi.

He resigned on account of poor health.

Sağlığı bozuk olduğu için istifa etti.

thanks to Sebep & Gerekçe

-sayesinde

İsim öncesi; genellikle olumlu sonuç.

Thanks to her help, we passed.

Onun yardımı sayesinde geçtik.

for Sebep & Gerekçe

çünkü (-den)

Bağlaç; resmi/edebi, cümle ortasında.

He was glad, for the news was good.

Sevindi, çünkü haber iyiydi.

now that Sebep & Gerekçe

artık … -dığına göre

Cümle başında; yeni oluşan duruma bağlı sebep.

Now that you know, act wisely.

Artık bildiğine göre, akıllıca davran.

seeing that Sebep & Gerekçe

-dığına göre

Cümle başında; görünür sebep.

Seeing that it is late, let us go.

Geç olduğuna göre, gidelim.

Sonuç & Netice

11

Bir sebebin yol açtığı sonucu verir (bu yüzden, dolayısıyla).

therefore Sonuç & Netice

bu nedenle

Cümle başında, virgülle; resmi.

He failed; therefore, he retook the exam.

Kaldı; bu nedenle sınava tekrar girdi.

thus Sonuç & Netice

böylece / dolayısıyla

Cümle başında; resmi yazımda.

Costs rose; thus, profits shrank.

Maliyet arttı; böylece kâr azaldı.

hence Sonuç & Netice

bu yüzden

Cümle başında; resmi, kısa.

It is rare; hence, expensive.

Nadirdir; bu yüzden pahalı.

consequently Sonuç & Netice

sonuç olarak

Cümle başında, virgülle.

He lied; consequently, he lost trust.

Yalan söyledi; sonuç olarak güveni kaybetti.

as a result Sonuç & Netice

sonuç olarak

Cümle başında; somut sonuç.

It snowed; as a result, roads closed.

Kar yağdı; sonuç olarak yollar kapandı.

as a consequence Sonuç & Netice

bunun sonucunda

Cümle başında; resmi.

Sales dropped as a consequence.

Bunun sonucunda satışlar düştü.

so Sonuç & Netice

bu yüzden

İki cümleyi bağlar; günlük dil.

It was late, so we left.

Geç oldu, bu yüzden ayrıldık.

so that Sonuç & Netice

-sın diye / böylece

Amaç+sonuç; özne+fiil gelir.

Speak louder so that all can hear.

Herkes duysun diye daha yüksek konuş.

so … that Sonuç & Netice

o kadar … ki

Sıfat/zarf ortada, sonuç that ile.

It was so cold that we stayed in.

O kadar soğuktu ki içeride kaldık.

such … that Sonuç & Netice

öyle bir … ki

İsim ortada, sonuç that ile.

It was such a mess that we gave up.

Öyle bir karmaşaydı ki vazgeçtik.

accordingly Sonuç & Netice

buna göre / dolayısıyla

Cümle başında; resmi.

Rules changed; accordingly, we adapted.

Kurallar değişti; buna göre uyum sağladık.

Ekleme & İlave

11

Yeni bir bilgi ekler (ayrıca, dahası, üstelik).

moreover Ekleme & İlave

dahası / üstelik

Cümle başında, virgülle; resmi.

It is cheap; moreover, it lasts long.

Ucuz; dahası uzun ömürlü.

furthermore Ekleme & İlave

ayrıca / üstelik

Cümle başında; resmi, güçlü ekleme.

The plan is risky; furthermore, costly.

Plan riskli; ayrıca pahalı.

in addition Ekleme & İlave

buna ek olarak

Cümle başında, virgülle.

In addition, we offer support.

Buna ek olarak destek sunuyoruz.

in addition to Ekleme & İlave

-e ek olarak

İsim / -ing öncesi.

In addition to English, she speaks French.

İngilizceye ek olarak Fransızca konuşur.

besides Ekleme & İlave

ayrıca / üstelik

Cümle başı (zarf) veya isim öncesi (edat).

Besides, it is too late now.

Ayrıca artık çok geç.

additionally Ekleme & İlave

ek olarak

Cümle başında; resmi.

Additionally, fees apply.

Ek olarak ücret alınır.

what is more Ekleme & İlave

üstelik / dahası

Cümle başında; vurgulu ekleme.

What is more, it is free.

Üstelik ücretsiz.

as well as Ekleme & İlave

-in yanı sıra

İki öğeyi bağlar; isim/-ing öncesi.

He teaches as well as writes.

Yazmasının yanı sıra ders de verir.

not only … but also Ekleme & İlave

sadece … değil aynı zamanda

İki öğeyi vurgulu bağlar.

Not only did he sing, but also danced.

Sadece şarkı söylemekle kalmadı, dans da etti.

apart from Ekleme & İlave

-in dışında / -e ek olarak

İsim / -ing öncesi.

Apart from math, he likes art.

Matematiğin dışında sanatı da sever.

likewise Ekleme & İlave

aynı şekilde

Cümle başında; ekleme/benzerlik.

She studied hard; likewise, he did.

O çok çalıştı; aynı şekilde o da.

Koşul & Şart

10

Bir şartı belirtir (eğer, -mezse, şu şartla).

if Koşul & Şart

eğer

Koşul cümlesi başında; özne+fiil.

If it rains, we stay home.

Yağmur yağarsa evde kalırız.

unless Koşul & Şart

eğer … -mezse

Olumsuz koşul; "if not" yerine.

You will fail unless you study.

Çalışmazsan kalırsın.

provided that Koşul & Şart

şu şartla ki

Cümle başı/ortası; güçlü koşul.

You may go, provided that you return early.

Erken dönmen şartıyla gidebilirsin.

providing that Koşul & Şart

-mesi şartıyla

Provided that ile eş anlamlı.

It works, providing that you charge it.

Şarj etmen şartıyla çalışır.

as long as Koşul & Şart

-dığı sürece

Süre/koşul bildirir.

I will wait as long as needed.

Gerektiği sürece beklerim.

in case Koşul & Şart

-e karşı / ihtimaline karşı

Önlem koşulu; özne+fiil.

Take an umbrella in case it rains.

Yağmur ihtimaline karşı şemsiye al.

on condition that Koşul & Şart

-mesi koşuluyla

Resmi koşul; özne+fiil.

He agreed on condition that he led.

Liderlik etmesi koşuluyla kabul etti.

whether … or Koşul & Şart

-se de … -se de

İki olasılığı kapsar.

Whether rich or poor, all are welcome.

Zengin de olsa fakir de, herkes davetli.

even if Koşul & Şart

olsa bile

Varsayımsal güçlü koşul.

Even if it fails, we learn.

Başarısız olsa bile öğreniriz.

suppose / supposing Koşul & Şart

diyelim ki / farz et

Cümle başında; varsayım sorusu.

Supposing they refuse, what then?

Diyelim ki reddettiler, o zaman ne olacak?

Amaç & Niyet

8

Bir eylemin amacını verir (-mek için, -sın diye).

in order to Amaç & Niyet

-mek için

Fiil yalın hâli öncesi; resmi.

She left early in order to catch the bus.

Otobüse yetişmek için erken çıktı.

so as to Amaç & Niyet

-mek amacıyla

Fiil yalın hâli öncesi; resmi.

He whispered so as to avoid waking her.

Onu uyandırmamak için fısıldadı.

in order that Amaç & Niyet

-sın diye

Özne+fiil içeren amaç cümlesi.

I called in order that you would know.

Bilmen diye aradım.

so that Amaç & Niyet

-sın diye

Özne+fiil; amaç bildirir.

He saved money so that he could travel.

Seyahat edebilsin diye para biriktirdi.

so as not to Amaç & Niyet

-memek için

Olumsuz amaç; fiil öncesi.

She tiptoed so as not to wake him.

Onu uyandırmamak için parmak ucunda yürüdü.

in order not to Amaç & Niyet

-memek için

Olumsuz amaç; resmi.

He left in order not to be late.

Geç kalmamak için çıktı.

for the purpose of Amaç & Niyet

-mek amacıyla

-ing / isim öncesi; resmi.

It was built for the purpose of teaching.

Öğretmek amacıyla yapıldı.

with a view to Amaç & Niyet

-mek niyetiyle

-ing öncesi; resmi.

They met with a view to signing a deal.

Anlaşma imzalamak niyetiyle buluştular.

Örnekleme & Açıklama

8

Örnek verir ya da açıklar (örneğin, yani, gibi).

for example Örnekleme & Açıklama

örneğin

Cümle başında, virgülle.

Some fruits, for example apples, are cheap.

Bazı meyveler, örneğin elma, ucuzdur.

for instance Örnekleme & Açıklama

örneğin / söz gelimi

For example ile eş anlamlı.

Use a tool, for instance a hammer.

Bir alet kullan, söz gelimi bir çekiç.

such as Örnekleme & Açıklama

-gibi (örnek)

İsim öncesi; örnek sıralar.

Animals such as lions are wild.

Aslan gibi hayvanlar vahşidir.

like Örnekleme & Açıklama

-gibi

İsim öncesi; gayriresmi örnek.

Sports like tennis need focus.

Tenis gibi sporlar odak gerektirir.

namely Örnekleme & Açıklama

yani / şöyle ki

Belirli bir öğeyi netleştirir.

One issue remains, namely cost.

Tek sorun kaldı, yani maliyet.

in other words Örnekleme & Açıklama

başka bir deyişle

Cümle başında; yeniden ifade.

It is futile, in other words, useless.

Beyhude, başka bir deyişle faydasız.

that is to say Örnekleme & Açıklama

yani / demek istediğim

Açıklama getirir.

He is bilingual, that is to say, fluent in two.

İki dilli, yani ikisinde de akıcı.

including Örnekleme & Açıklama

-dahil

İsim öncesi; kapsam örneği.

All staff, including managers, attended.

Yöneticiler dahil tüm personel katıldı.

Zaman & Sıra

12

Olayların zamanını/sırasını bağlar (-ınca, -dığında).

as soon as Zaman & Sıra

-ır -mez / -ınca

Özne+fiil; hemen ardından.

Call me as soon as you arrive.

Varır varmaz beni ara.

by the time Zaman & Sıra

-dığında / -ana kadar

Bir noktaya gelene dek.

By the time we got there, it had closed.

Oraya vardığımızda kapanmıştı.

while Zaman & Sıra

-iken

Eşzamanlı eylem.

She read while he cooked.

O yemek yaparken kadın okudu.

when Zaman & Sıra

-dığında

Belirli zamanı bağlar.

When it rains, I stay in.

Yağmur yağdığında içeride kalırım.

whenever Zaman & Sıra

her -dığında

Tekrarlanan zaman.

Whenever I visit, she cooks.

Ne zaman ziyaret etsem yemek yapar.

as Zaman & Sıra

-iken / -dıkça

Eşzamanlı veya kademeli.

As we walked, it grew dark.

Yürüdükçe hava karardı.

until Zaman & Sıra

-ana kadar

Bir noktaya dek süre.

Wait until I return.

Ben dönene kadar bekle.

before Zaman & Sıra

-den önce

Önceki zaman; özne+fiil veya isim.

Finish before you leave.

Gitmeden önce bitir.

after Zaman & Sıra

-den sonra

Sonraki zaman.

We ate after they left.

Onlar gittikten sonra yedik.

once Zaman & Sıra

bir kez … -ınca

Tamamlanınca koşullu zaman.

Once you learn it, it is easy.

Bir kez öğrenince kolaydır.

no sooner … than Zaman & Sıra

-ar -maz

Devrik yapı; hemen ardından.

No sooner had he sat than the phone rang.

Oturur oturmaz telefon çaldı.

meanwhile Zaman & Sıra

bu sırada / o esnada

Cümle başında; eşzamanlılık.

Meanwhile, the guests waited.

Bu sırada konuklar bekledi.

Karşılaştırma & Benzerlik

7

Benzerlik kurar (aynı şekilde, benzer biçimde).

similarly Karşılaştırma & Benzerlik

benzer şekilde

Cümle başında, virgülle.

Dogs need care; similarly, cats do too.

Köpekler bakım ister; benzer şekilde kediler de.

likewise Karşılaştırma & Benzerlik

aynı şekilde

Cümle başında; benzerlik.

He apologized; likewise, she did.

O özür diledi; aynı şekilde kadın da.

in the same way Karşılaştırma & Benzerlik

aynı biçimde

Cümle başında; karşılaştırma.

In the same way, plants need light.

Aynı biçimde, bitkiler ışığa ihtiyaç duyar.

just as Karşılaştırma & Benzerlik

tıpkı … gibi

Özne+fiil; paralel kurar.

Just as ice melts, snow does too.

Tıpkı buzun eridiği gibi kar da erir.

compared to Karşılaştırma & Benzerlik

-e kıyasla

İsim öncesi; karşılaştırma.

Compared to last year, sales rose.

Geçen yıla kıyasla satışlar arttı.

by comparison Karşılaştırma & Benzerlik

kıyaslandığında

Cümle başında; resmi.

By comparison, this model is faster.

Kıyaslandığında bu model daha hızlı.

equally Karşılaştırma & Benzerlik

eşit ölçüde / aynı derecede

Cümle başında; benzer önem.

Equally important is honesty.

Aynı derecede önemli olan dürüstlüktür.

Doğru Bağlacı Seç

Boşluğa en uygun bağlacı seç. Anında geri bildirim al.

Skor 0 / 10

1 / 10

Biz Sizi Arayalım?

Dersler ve platform hakkındaki sorularınızın cevaplarını anında alın.